-381261-3-4-0bbb5jpg
Fenerbahçe, bugün Kasımpaşa' ya deplasmanda kaybetti. Futbolun içersinde yenilgi de var. Bunda bir anormallik yok. Fakat nasıl yenik olduğunuz çok önemlidir. Fenerbahçe, tarihinin belki de en silik, en gayretsiz maçlarından bir adedini oynadı. Fenerbahçe' li futbolcular kora kor mücadele etmeyi bırakın, kıpırdamadılar bile. Toplam sprint adedi 50 ' yi dahi bulmadı. Futbolcu başına ortalama koşu uzaklığı 7,5- 8 km seviyesinde oldu. Bu şartlar altında, kazanmak da olası değildi.



Özellikle ilk yarıdaki futbol bütün Fenerbahçeli taraftarların, "futbolcuların hocayı göndermek amacıyla bu tür oynadığından" kuşku etmesine yol açtı. Şüphesiz ki bu esasları dayanıklı bir iddia olamazdı fakat bu denli hareket etmeyen ve isteksiz olmanın da baş karıştırdığı bir gerçek. Fenerbahçe' de problem yalnızca bu maçla alakalı değil. Sorun genel bir problem ve halledilmesi radikal kararlar alınmasına bağlı. Bu maç gözler önüne serdi ki, Fenerbahçe' li futbolcular hocayı başlarında bitirmişler. Ya futbolcuları ciddi olarak sarsıp kendilerine getireceksin, ya da hocayı daha çok kırmadan, üzmeden yollayacaksın. Başka bir yolu yok.



Aykut Kocaman son birkaç haftadır yoğun eleştiriler nedeniyle baskı altında. Bu baskıdan kaynaklanan moralsizliği ve düşük enerjisi grupa yansıyor. Futbolcular, Aykut Kocaman' ın gün geçtikçe grupın başından ayrılma ihtimalinin arttığını görüyorlar ve Hocanın grupı üzerindeki denetimi güçleşiyor. Fenerbahçe yönetiminin Kocaman' a desteğine rağmen, yalnızca taraftarda değil, futbolcularda da bir beklenti oluşmuş durumda. Hocasının gideceğini düşünen bir grupdan, değişik bir performans beklemek de olası değil. Fenerbahçe' li futbolcuların hocalarını sabote ettiklerini düşünmesem de, hocanın grupı motive etme noktasında yetersizliğinin, grupı olumsuz etkilediğini düşünüyorum.



Bugün sahada mücadele ve konsantrasyon eksikliği dışında ilgi çeken hususlar defansın pozisyon hataları, Alex- Sow uyumsuzluğu, Meireles ve Topal' ın hücumdaki etkisizliği ile kanatların derhal hiç çalışmaması oldu. Futbol adına iyi oluşturulan hiçbir şey yoktu. Egemen' in büyük hataları, Stoch' un her geride bıraktığımız gün futbolunu geriletmesi, Alex' in Fenerbahçe' yi başsında bitirdiğine dair ispat teşkil eden amaçsız futbolu, Sow' un grupın kalanı ile olan uyumsuzluğu da ilgileri çekti. Fenerbahçe adına sahanın en iyileri Sow ve Yobo idi. En azından ellerinden geleni yaptılar.



Böyle bir maçtan sonra teknik analiz gerçekleştirme anlamlı değil. Teknik bir problem yok, husus tamamiyle camiada hocaya olan güvenin azalmış olmasına endeksli. Aykut Kocaman' ın üzerindeki baskıları kaldırmaması, grupına hakim olamaması, futbolcuların hocaları ile alakalı olumsuz beklentiler amacıylae girmiş olmaları ve futbolcuların özgüvenlerini yitirmiş olmaları bu sonuca yol açtı. Bu hale acil araya girmek gerekiyor. Aykut Kocaman' ın dönem arası ve maç sonundaki jest ve mimikleri açıkça istifa tarafında sinyaller veriyordu. Hocanın bu akşam istifa etmesi Başkan doğrulusunda engellenir ise, Mönchengladbach maçının Aykut Kocaman amacıyla kader maçı olacağını düşünüyorum. Bu maçtan alıncak bir yenilgi, Aykut Kocaman' ın beklenilen aşaması atmasına yol açabilir. Başkan' ın önümüzdeki 1- 2 hafta içersinde gerçekleştireceği araya girmekler Fenerbahçe' nin kaderini belirleyecektir. Başkan' ın da işi zor, zira taraftarı olumlu bir istikbal amacıyla motive etmek de olası gözükmüyor.



Fenerbahçe taraftarı tepkisinde haklı. Sürekli ya sabır derken, hep destek tam destek derken, bu ruhsuz futbola başkaldırı ediyorlar. Taraftarın toleransı azaldı. Fenerbahçe taraftarı 3 puan değil, mücadele bekliyor. Sadece mücadele. Fakat görünen o ki Fenerbahçe grup olarak mücadele edecek zihinsel ve fiziksel yeterlilikte değil.