Değişen yüzler değişmeyen sevgiler yaşanır burada. Ölenler olur, gidenler olur, ihanete salça olanlarda çıkar elbet, sevdaya bağlananlarda ama burada kalıcılık sarı zeminlerde lacivert akşamların bağlılığına adar kendini. Ve kendini bilmez sevinçler hüzünlerle kardeş olmuş alır başını gider bu renklere gönül verenlere.Dar ağcında bile diye başlayan kelimelerin sonuna muhakak Fenerbahçe iliştirilir. Ve seviçtede kederde dalgalanır aşkların en tohumsuz fidesi. Çıkarı yoktur sesin renge adanıştaki dokunuşunun.Bir pazar sabahını ailesiyle kahvaltı yerine renktaşlarıyla deplasman yollarında açlığa adayanların hikayesidir bu o yüzden okumayın dinleyin vaktiniz varsa.

Fenerbahçeli olmak nasıldır sorusuna yanıt binlerce cevabın varlığına inat tarifsiz sevmeler yorar bu rengin gönüllülerinin beynini.Akıl sır ermez bu aşkın hayat bulduğu yüreklerdeki bağlılığına. Yeni bir manitaya verilen randevunun çakıştığı maç günlerinde tereddütsüz maç tercihinin kullanıcılarının aşka iptal bileti gibidir Fenerbahçeli olmak.En efkar zamanlarda tezahürat dinlemektir bu aşkı yaşamak. Okul sıralarında hocanın anlatıklarının aksine acaba bu gün yenermiyiz heyecanını gözlerine yayanların acemiliği gibidir Fenerbahçeyi sevmek. Bir kırlangıç mühendisliğini hayranlıkla izlemek yerine bir Kanarya gibi susmamanın öğretisi gibidir Fenerce yaşlanmak. Ölümden korktuğun halde bu aşkın öleceğine inanmamaktır Fenerbahçeyi yaşamak. Anlamak yerine anlaşılmayı beklemeden kendini hayat bulduğun tribün sıralarında sarı lacivert anlatmaktır kimse anlamasa bile. Bir bayram sabahı cami dönüşü büyüklerin ellerinden öpmenin saygınlığı gibidir Fenerbahçeli olmanın gururunu taşımak. İster uzak ol ister yakın yanıbaşında Fenerbahçeyi yaşamaktır hayatı durdurmak. Tatile giren bir sezonun başlamasına sabırsızlanmaktır Fenerbahçeli olmak. Her rengin güzelliğine inanıp kırmızıya uzak kalmaktır bu sevdanın formülü. Dünyaya geliş sebeplerin arasında Fenerbahçeliliği ön planda tutmak kadar anlamlıdır Fenerce yaşamak. Bu tutku ne bir kılıfa giydirilebilir nede anlatılabilir aslında. Yaşayan bilir demek basit yaşadıklarımızdan öğrendiklerimiz yanında. Bazen bir gün batımı, bazen bir yürek yangını,bazen bir aşk özemi, bazen baba dayağı,bazen patron nefreti,bazen öğretmen inceliği, bazen ölümün kusursuz işleyişi, bazen martı çığırtkanlığı bazen arkadaş hasreti, bazen hüzünlü bir türkü, bazen kulak misafiri, bazen anne nasihatı, bazen mümkün mertebe vatan hasreti ve bazende insan çaresizliği örtüşmez bu aşkın yürekte titrettiği duyguların tanımıyla. Ama illede adını koyalım diye bir manasız direnişle karşılaşırsak eğer İllede Yaşam İllede Fener.Başka izahı yoktur yani. Yeniliriz hüzün. Yeneriz sevinç.Berabere kalırız şaşkınlık. Ama bu renklere gönül vermek aynı anda hem terleyip hem üşümek gibidir. Ve bu yüzden Fenere dair ne varsa bizimdir.Sevincine hoşgeldin,hüznüne başımla beraber. Ama beni sensiz bırakma bunun gururu bize Yeter.